Yazı Detayı
27 Aralık 2016 - Salı 23:57 Bu yazı 759 kez okundu
 
İHANETİN YILMAZ SAVUNUCULARI
Mutlu Bilge
@mutlubilge
 
 

17 Aralık ve 25 Aralık 2013 tarihi Türk Siyasi tarihi açısından ileride önemle hatırlanması ve ders alınması gereken bir tarihler olacaktır. Öncelikle bu tarihler, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’Türkiye Cumhuriyeti Dervişler ve Müritler memleketi olamaz’’ sözünün arkasındaki uzak görüşlülüğünün ve haklılığının ispatlandığı bir kırılma anıdır. Ve yine bu tarihler Dünya’da belki de bir eşi ve benzeri bir daha görülmeyecek, darbe literatürüne yeni bir darbe kavramı yani cemaat darbesi kavramını kazandıran tarihler olarak hatırlanacaktır.

17 Aralık ve 25 Aralık’ı bir kırılma anı olarak nitelendirmemizin sebebi, Cumhuriyet tarihi boyunca, ilk defa bir sağ iktidarın bir cemaati tehdit olarak görmesi ve açıktan mücadele etmesine karşılık tam tersi bir şekilde ilk defa bir sol partinin aralarında sağ partilerin de bulunduğu bir ittifakla cemaate sahip çıkması seçimlerde cemaatten medet ummasıdır. Elbette bu sol partiyi hepimiz tanıyoruz. İktidar olamamanın ezikliği ile kimlik bunalımına giren, bazen şerit ihlali yapıp sağ şeritten giden, sonra da aradığını bulamayınca yine sinyal vermeden sol şeride geçen, siyaset otobanında arkasından gelen MHP ve diğer partileri de şaşırtıp kaza yaptıran sarhoş bir şoförün kullandığı bir araç gibi bazen sağa bazen de sola yalpalayan CHP’den bahsediyorum. 

Bütün siyasi hayatı boyunca, Atatürk devrimlerini amacından saptırıp Milli Şef’in buyrukları doğrultusunda dinle mücadele içerisine giren, bu uğurda askeri darbeleri alkışlayan, inanan kesimleri dışlayan CHP, Cemaatle seçim ittifaklarına girmiş, ilahiyatçıları cumhurbaşkanı adayı gösterebilecek kadar kendini aşmış, bugün çıkmış karşımıza cemaat savunusu yapıyor. Neden yapıyor? Çünkü bugünkü ortamda normal bir seçimle iktidara gelmesi mümkün görünmüyor. Eskisi gibi askerlerden de medet umamıyor, hazır cemaatle hükümet arasında bir savaş başlamışken cemaate siyasi destek verip hükümete karşı bir cephe oluşturmak ve bir oldubitti ile hükümeti yıkmak istiyor. 

17 Aralık ve 25 Aralık ihanetleri başladığında hem de hükümetin üzerinde en büyük hassasiyeti gösterdiği yolsuzluklar üzerinden bir komplo süreci başladığında olayın tezgâhlanışındaki acemiliklere, mantık hatalarına aldırış etmeden cemaate destek veren CHP için doğruların bir önemi yoktu. Önemli olan ne pahasına olursa olsun hükümeti yıkmaktı. Kendileri gibi düşünen MHP ve diğer partiler de önce Ak Parti bir gitsin sonrasını biz aramızda hallederiz mantığıyla birlik oldular. 17 ve 25 Aralık’ın bir ihanet olduğunu, emniyet ve yargıda yuvalanan şakirtler vasıtasıyla hükümete bir darbe yapılmaya çalışıldığını görmek istemediler. Bağımsız yargı var diyerek gerçekte kararları çok önce yazılmış düzmece mahkemelerin hazırlıklarını yapanlar, cemaat darbesi başarısız olduğu ve kurdukları ittifaklar başlarına geçtiği halde utanmadan ve sıkılmadan hala aynı yalanları zırvalamaya devam ediyorlar. Bu yalanları zırvalayanların akıl zayıflıklarının en büyük kanıtı ise, bu yalanlarla ittifak yaparak girdikleri 30 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hezimete uğradıkları halde ders almayışlarıdır.

Hala 17 ve 25 Aralık’ın yıl dönümünde ayakkabı kutuları ve para sayma makineleri ile show yapan bu körler sağırlar ittifakı, mademki bu kadar harama ve helale dikkat ediyorlar, mademki bu kadar yürekliler, neden daha yakın tarihimizde 28 Şubat Post Modern Darbesi’nin hırsızları karşısında seslerini yükseltmediler, neden tankların önünde durmadılar, neden Anayasa kitapçıklarıyla taksime yürümediler? Deprem yardımları amacı dışında kullanılırken neden deprem çadırlarını başbakanlık önüne kurmadılar? Cevabı çok basit, samimi değiller de ondan. Çünkü mesele ne yolsuzluk ne de hırsızlık. Mesele hep aynı, Ak Parti gitsin. Ak Parti’yi siyasetin kendi doğası içerisinde gönderemeyeceklerini biliyorlar. Ak Parti’yi seçimle gönderebilecek ne bir politikaları ne de vizyonları var. Hala çağdışı, eski Türkiye’nin alışkanlıklarıyla siyaset yapıp oldubittilerle hükümeti değiştirebileceklerini sanıyorlar. 

Sağ partiler açısından bu süreç Türkiye Cumhuriyeti’nin dervişler ve müritler memleketi olmasının, şu ve ya bu cemaatin desteklenmesinin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermiştir. Amirini değil de şeyhini ya da Hocasını dinleyen beyni yıkanmış irade yoksunu memurların vatana nasıl ihanet edebileceklerini göstermiştir. Şeyhi ya da Hocası dış güçler tarafından satın alınan bir cemaatin, satılmış liderlerinin emriyle ne kadar büyük bir tehlike oluşturdukları görülmüştür. Bu yaşananlardan ders alıp bir bütün olarak cemaatlere ayrıcalıklar tanımak yerine tek tek vatandaşların eşit haklara sahip oldukları, hiçbir ayrıntıya bakmadan sadece insan ve vatandaş olduklarının göz önünde bulundurulduğu bir sisteme bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. 

MUTLU BİLGE
25.12.2014/BOLU

 
Etiketler: İHANETİN, YILMAZ, SAVUNUCULARI
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
Bolu
Yağışlı
Güncelleme: 18.12.2017
Bugün
- 11°
Salı
- 10°
Çarşamba
-
Bolu

Güncelleme: 17.12.2017
İmsak
06:31
Sabah
08:05
Öğle
12:56
İkindi
15:14
Akşam
17:36
Yatsı
19:02
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
33
29
3
3
10
16
2
Galatasaray
32
34
4
2
10
16
3
Beşiktaş
30
28
2
6
8
16
4
Kayserispor
30
25
2
6
8
16
5
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
6
Trabzonspor
28
32
4
4
8
16
7
Göztepe
27
28
4
3
8
15
8
Bursaspor
24
27
6
3
7
16
9
Sivasspor
23
21
7
2
7
16
10
Kasımpaşa
19
24
7
4
5
16
11
Akhisarspor
19
20
7
4
5
16
12
Yeni Malatyaspor
19
20
7
4
5
16
13
Alanyaspor
18
27
8
3
5
16
14
Osmanlıspor FK
14
23
10
2
4
16
15
Antalyaspor
14
16
8
5
3
16
16
Atiker Konyaspor
14
15
9
2
4
15
17
Gençlerbirliği
13
19
9
4
3
16
18
Kardemir Karabükspor
8
13
11
2
2
15
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı